Annelik, hele ki bebeğinizi doğum odasında o ilk kucağınıza verdikleri an gerçekten büyüleyici…

Çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, ömrüm boyunca yaşadığım en güzel dakikaları düşünürsem (- ki bir dolu mutlu anıyla, dolu dolu yaşadığıma inanıyorum), hayatımın tartışmasız en mutlu, en tarif edilemez, en tekrar tekrar yaşanılası anları, doğum odasında oğlumu ve kızımı kucağıma verdikleri o ilk andı.

Hatta bazen sırf o anı bir daha yaşamak için bile 10 tane daha doğururum diye şaka yapıyorum. Ama adı üstünde şaka tabii. Her çocuğa aynı ilgi, alaka, sevgiyi veremedikten sonra çok çocuk doğurmanın hiçbir anlamı yok. Az olsun ama sevgim öz olsun, çocuklarımla kendim çok güzel ilgilenebileyim istiyorum.

Tabii ki asıl annelik macerası hastanedeki o birkaç uykusuz geceden sonra, eve bebeğinizle döndüğünüz an başlıyor.  Arya ile ilk ayım nasıl geçti diye özet geçmem gerekirse;

Açıkçası ilk doğumumda tren çarpmış gibiydim. Daha bilinçsiz, daha telaşlı, ne yapacağından emin olmayan, bebek hıçkırsa doktoru aradığım günler geçirdim.

İkincisinde ise eve geldiğim andan itibaren çok rahattım. Doğurmadan önce çocuğumun doya doya keyfini çıkaracağım, iş, sosyal hayat gibi şeylere yetişmek için koşuşturmayacağım, evde oturup sırf onunla ilgileneceğim diye kendime söz vermiştim.

Oğlum daha bir yaşına gelmeden çalışmaya başladığım için, işimi ilk kurduğum dönem onu anneannesine, ablasına emanet etmek durumunda kalmıştım. Kendi işini kurmanın zorluğu, herşey düzene oturana kadar, en azından bir sene işin başından hiç ayrılamamak beni hem çok yormuş hem de çocuğumu göremiyorum, ona yetemiyorum hissi yaratarak  üzmüştü. Biz kadınlar kendimize çok zulmediyoruz, her işe yetişmeye çalışıyoruz. Çocuğumuzun her saniye yanında olamasak da, işimize istediğimiz kadar vakit ayıramasak da kendimizi suçluyoruz. Halbuki her işe aynı mükemmeliyetçilikle yetişemeyeceğimizi, bunun normal olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Şimdi her gün işe gitsem de, Yaco’yu da yanımda götürüyorum, mutfağımızı çok seviyor, bayılarak geliyor. Orda ona çok güzel sağlıklı atıştırmalıklar hazırlıyorlar, etrafı karıştırıyor, herkesle oyun oynuyor. Kısacası benimle işe gelmekten çok memnun. Artık Misa’ da oturmuş bir düzenimiz olduğu için daha kısa saatler uğrasam da oluyor. Bu sayede kızımın bebekliğinin keyfini doya doya çıkarabiliyorum.

Her 3 saatte bir emzirdiğim için 45 gündür uykusuzum. İlk günler epey zor geliyordu, ama şimdi ona bile alıştım. Sabah 8 civarı yataktan temelli kalktığımda hemen bir duşa girip çıkacağım ve emzirmeye başlayacağım diyorum. Ama bazen evdeki hesap çarşıya uymuyor. O saniye Arya yeniden uyanıyor, bekletmeye kıyamıyorum. Emzirip öyle girerim diyorum. Derken Misa’da işlere bakıyorum. Müdürümüz diyetisyenimizle yoğun telefon görüşmeleri, menü üzerinde konuşmalar derken birkaç saat geçiyor. Yaco okuldan geliyor. Onunla yemek yiyoruz. Uykuya yatıyor. Tekrar Arya’yı emziriyorum. Vakit kaldıysa Misa’ya uğruyorum. Yaco’nun akşam yemeği ve banyo saati geliyor. Tekrar emzirme, biraz Yacoyla oyun derken bir bakmışım gün geçmiş, akşam 20:00 olmus ama ben hala dusa girememişim. Bu arada birebir bu satirlari yazarken geçirdiğim günümü de anlatmış olduğumu farkettim 🙂 Yazım biter bitmez ben nihayet güzel bir duşa girip, biraz rahatlayıp, kitap okumaya başlayacağım.

Eğer yardımı dokunacaksa, yeni annelere zamanında keşke benimle de paylaşılsaydı diyebileceğim birkaç tavsiye vermek istiyorum:

—Telaş yapmayın, uykusuzluktan yorgunluktan şikayet etmeyin. Biliyorum çok zor ama siz kötü düşündükçe psikolojiniz de bu yönde etkilenecek. Pozitif olmaya çalışın. İnanın bu günler çok çabuk geçiyor ve o minnoş hallerini, büyürkenki her anlarını özlüyorsunuz. Uykusuzluk zor geliyor, evet, ama geri dönüp baktığınızda her saniyesini çok mutlu, çok güzel hatırlıyorsunuz.

— Her yaş ayrı zor, ‘Biraz büyüyünce rahatlayacaksın, sık dişini birkaç ay sonrası daha kolay’ diyenlere itibar etmeyin 🙂 Benim rahata ermeme sanırım birkaç sene daha var. Ama şu da bir gerçekki emzirme dönemi bittikten sonra kesinlikle herşey kolaylaşıyor. Özellikle yardımcınız, veya en önemlisi yardım edebilecek bir anneniz varsa.

—Her emzirmeden sonra mutlaka 15 dakika pompa yapın ve artan sütü depolayın. Bu teknik sütünüzün artmasını sağlıyor ve dolapta fazlasını stoklayabiliyorsunuz. Bu sayede ilerleyen aylarda dışarı çıkmanız gerekirse, iş seyahati gibi durumlarınız olursa, stok sütünüz olmuş oluyor. Mesela yılbaşı akşamı bu şekilde dışarı çıkabildim. Yalnızca bir saat dışarda kalmaya gönlüm el verdi, o ayrı tabii 🙂 Pompa olarak Medela’nın Symphony modelini öneririm. Turkiye’de satışı yok, ama kiralıyorlar. Ben ve tanıdığım tüm arkadaşlarım bu pompayı kiraladık. Çok güçlü bir pompa. Ben çok memnunum. Tüm göğsü 15 dakikada boşaltabiliyor.

— Bir de daha önce de paylaştığım Earth Mama Angel Baby meme ucu kremi, veya muadili başka bir göğüs kremi ve göğüs pedi. Çünkü emzirirken ve sonrasında göğüs uçlarınız epey acıyor. Yara olmamasına dikkat etmek gerekiyor. Kremler çok rahatlatıyor. Krem göğsünüzde kaldığı ve bebek göğsünüzü emdiği için mutlaka doğal içerikli olmasına dikkat edin.

— Doğum sonrası eğer ağır bir depresyon geçiriyorsanız, üzülmeyin, yalnız değilsiniz. Ben her iki doğumdan sonrasını da çok mutlu, sanki bulutların üstünde bir coşkuyla geçirdim. Ama birçok  arkadaşımdan bu dönemleri çok zorlu atlattıklarını, ağır depresyon geçirdiklerini duydum. Böyle birşeyi hicbir zaman asla ve asla yargılamam, yargılayanı da çok ayıplarım. Postpartum depresyonu diye birşey gerçek, ve birçok anneyi etkiliyor. Bir şekilde beyin kimyası doğumdan sonra bir süreliğine etkileniyor ve çok ağır bir depresyon dönemi geçiriyorlar. Bebeklerini kucağına alamayan, yataktan çıkamayanlar dahi var. Bu durumdaysanız, dediğim gibi yalnız olmadığınız bilin. Ve unutmayın, bu geçici bir süreç. Kimse sonsuza kadar böyle hissetmiyor.

— Bebeğinizi her fırsatta çıplak teninize, göğsünüze yatırın, doya doya koklayın, göz teması kurun, onunla konuşun, müzik dinletin şarkı söyleyin. Tekrar tekrar önemini vurgulamakta fayda var, bugünler çok çabuk geçiyor. Yaşadığınız bu kıymetli anların keyfini çıkarmaya bakın.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

4 Yorum

  1. Sezin

    Ocak 23, 2017 at 5:52 am

    İyi günler Pınar hanım. Ben de 4 aylık hamileyim ve çatlak kremi konusunda tavsiyenizi çok merak ediyorum.

  2. seda

    Ocak 23, 2017 at 5:06 am

    ne kadar güzel yazmışsınız ellerinize sağlık. Rabbim ömür boyu mutluluklar versin.

  3. ebru arslan

    Ocak 22, 2017 at 1:27 pm

    harika bir annesiniz , benim kızım 7 yaşında, dogumdan 3 ay önce eczanemi açmıştım , iş yeni çocuk yeni çok zor günler geçirmiştim , ikinci çocuğa cesaret edemiyorum şimdi

  4. Serra

    Ocak 22, 2017 at 6:05 am

    Diyetisyeniz kim pinar hanim? Ben kalorileri siz hesapliyorsunuz saniyordum

Cevapla