Herkesin hamilelik yolculuğu kendine özgü olmasına rağmen her kafadan ayrı ses çıkar,  her söyleneni ciddiye almayın, etkilenmemeye çalışın. Kendi iç sesinize, içgüdülerinize kulak vermeyi unutmayın. Kiminin midesi bulanır, başını yastıktan kaldıramaz. Kimi maraton koşacak kadar enerjik hisseder, iştahını durduramaz. Kimi bir başına koca boğayı yemiş kadar kilo alır, kimi nohut yutmuş solucan kadar ince kalır.

Bazısının yüzünden gülücükler eksik olmaz, bazısı bunalımın eşiğinde dolaşır. Önemli olanın sağlıkla bebeğinize kavuşmak olduğunu, bugünlerin çok çabuk geçtiğini, geriye sadece anıların kaldığını unutmayın.

Bu süreçte bebeğimiz için elimizden gelen tek şey fazla stres yapmamak, gerekli doktor kontrollerini aksatmamak ve sağlıklı beslenerek ona güzel bir gelecek hazırlamaktır.

pinar-sabanci-hamilelik-blog-yazi2

Hamilelikte sağlıklı sofralar önemli

Genel olarak doktorların yasakladığı yiyecekleri hepimiz biliyoruz: Çiğ deniz ürünleri, pastörize edilmemiş süt, yumuşak peynirler, çiğ yada az pişmiş et, şarküteri gıdaları, alkol …

Kısıtlı miktarda tüketilmesi gerekenler ise kılıç balığı, ton balığı gibi yüksek miktarda civa içeren balıklar, kafein*,  basit karbonhidratlar, şeker, katkı maddesi, koruyucu içeren market ürünleri olarak sıralanabilir. Araştırmaların gösterdiğine göre, fazla karbonhidrat ağırlıklı beslenmek, kan şekeri dengenizi bozarak bebeğinizin daha kilolu yani daha fazla yağ hücresine sahip olarak dünyaya gelmesine sebep olarak gelecekte kilo problemleri ve obezite gibi sorunlar yaşamasını kolaylaştırır.

Benim hamileliğime gelince, meyve ve bitter çikolata hariç tatlı hiç yemedim. Birşeyler yiyeceksem daha çok besin değeri olsun istedim ve karnımı ceviz, badem, balık, avokado, yumurta, kefir, sebze gibi yararlı besinlerle doyurmaya çalıştım. Bunlara ek olarak, hamilelik boyunca doktorum Previt hap verdi, hala kullanmaya devam ediyorum. İçinde folik asit bulunduğu için başka bir takviye almıyorum. Omega 3 takviyesi tavsiye ediliyor ama ben hamilelik boyunca Clexane iğne yaptığım için bu dönemde kullanamıyorum.

İlk hamileliğimde, ağzıma meyve veya bitter çikolata da dahil hiçbir şey sürmemiştim, bu hamilelikte kilolarca erik yiyebilirdim. Yine de meyve de fruktoz kaynağı olduğu için ölçülü yemeye çalıştım. ‘Ye ekşiyi, doğur Ayşeyi. Ye tatlıyı, doğur Hakkı’ yı.’  tezini de çürütmüş oldum 🙂
Bunun dışında, hamilelikte ihtiyaç arttığı için proteini arttırmaya çalıştım. Ve herşeyden önemlisi bol su içtim.  Haliyle hamileliğin en büyük zorluklarından biri olan sıkça tuvalet molası vermeyi de kat kat fazla yaşadım.

Meyvelere ek olarak da en çok baharat, acı ve ekşi, turşu, zeytin ve peynir aşerdim.

Çalışmalar, bebeklerin damak tadının en yoğun şekilde anne karnından itibaren 3 yaşına kadar şekillendiğini gösteriyor. Bunun için, yediklerimi fazla kaçırsam da seçimlerimi doğru yapmaya özen gösterdim.
Hamileliklerinde kilo almayan, nohut yutmuş solucan gibi duran kadınlardan hiç olamadım, o ayrı. Oldukça kilo aldım ama en azından sağlıklı gıdalardan aldım.
Ve hayatım boyunca zayıf olmuş bir insan olarak itiraf ediyorumki ilk hamileliğimde ben de ‘Bu kilolar gitmeyecek mi ? Eyvah !’ diye ister istemez düşündüm. Ama birkaç ay içinde hepsi fazlasıyla gitti. Bu sefer hamileliğimi çok daha rahat geçiriyorum ve bunları hiiiç kafaya takmıyorum.
* Kahve/ Çay/ Kafein Gerçeği ile ilgili Küçük Bir Not
Kendinizi bu konuda strese sokmayın. Emin olun, stres, kahveden, çaydan, hava kirliliği, zararlı besinlerden, hepsinden daha fena. Benim tecrübeme göre, ilk aylarda kahve zaten canınız çekmiyor ama istiyorsanız rahatlıkla bir sade Türk kahvesi yada bir, iki açık çay içebilirsiniz. Kafeinsiz kahve içmeyin. Bu konu hakkında öğrendiklerimi pinarsabanciblog.com/kahvesiz-asla-kafeinsizlik-gercegi/  den okuyabilirsiniz.

 

Mutlu hamilelikler !

 

Bunlarda İlginizi Çekebilir

1 Comment

  1. pelin

    Eylül 30, 2016 at 3:25 am

    merhaba çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş sayenizde daha iyi beslenicem teşekkürler

Cevapla