Screen Shot 2016-04-02 at 17.57.09

Avokado *

Her gün soframızda yer alan avokado, ketentohumu yağı, köy tereyağı, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlarla basenlerimizle, bel çevremizde malesef oluşan yağlar aynı şey değil. Bir kere bunu anlayalım. Daha önce 3 gün Misa’dan beslenerek deneme yapan bir müşterimiz, ‘Kahvaltıda tam yağlı peynir veriyorsunuz. Ayrıca salatalara da yağ ekliyorsunuz’ diye olay çıkararak bizi şaşkınlıklara itince, hala bu konuya hakim olmayan insanlar olduğu gerçeğini farketmiştim.

Tabiki tam yağlı vereceğiz, az yağlı, bol karbonhidratlı ürünlere tamamen karşıyız!! Hele hele yağsız beslenme asla.. Yağsız diyet ürünler hakkında konuşmaya hiç başlamayayım bile. Hala beslenme piramidinde yağların en tepeye oturtturulup, bolca karbonhidrat önerilmesini kabul edemiyorum. Benim gibi araştıran, öğrenen, gelişmeleri takip eden birçok kişi de haliyle kabul edemiyor. Diyetetik bölümünde hala öğrencilere bunlar öğretiliyor. Bana da DM’den yazanlar oluyor. Gelen mesajları, söylenenleri bir bilseniz.. Bugün ciddi araştırmalar yapan bir insanın bile yeni mezun bir diyetisyene verilen eğitimden daha doğru bilgilere sahip olması insanı gerçekten üzüyor. Bu sebeple ‘Ben oldum’ dememenin, araştırmaya mola vermemenin, kendini sürekli geliştirmenin önemi sürekli artıyor.

Örnekler vermek gerekirse, geçen gün DM’den bir öğrenci ‘Bence glutenin hiçbir zararı yok, neden bu moda akımına uyuyorsunuz? Tahıllar bolca tüketilmeli’ diyor. Sağlıklı beslenmenin modası olmadığını, araştırmalara göre ‘Bence, bana göre bu doğru’ diye birşey olmadığını, beslenmenin de bir bilim olduğunu ve kanıtlarla konuşulduğunu unutuyor. Bu konuda ‘The Wheat Belly’ adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim. Buna ek olarak tüm dünyada karbonhidratların genetiğiyle oynanıyor, bu konuda üzerlerinde uyarı ibaresi bile bulunmuyor. Yediğiniz ekmek, pirinç, buğdayın doğal haliyle alakası kalmıyor. Protein ve yağ konusuna gelirsek, güvendiğimiz yerlerden hormonla yetişmeyen, beslenmeyen hayvanların etini tüketmek, deniz, okyanus balığı yemek,  doğal tereyağı, soğuk sıkım zeytinyağı ile beslenmek önem kazanıyor.

Bir başka öğrenci, bir yazımın altına  ‘Ben Erciyes üniversitesi’nde okuyorum. Kim demiş yumurta, tereyağı sağlıksız diye?’ diyor, birkaç yıl öncenin yanlış bilinen gerçeklerinden bile bihaber olması beni üzüyor. ‘Siz kimsiniz, eğitiminiz neki?’ diyor. Bilmiyorki benim en güven duyduğum kişiler, araştırmacılar, kendini geliştirenler, her yıl binlerce mezuna verilen tek bir belgeye sahip kişiler değil. Malesef eğitim kendini çok geç yeniliyor. Birkaç yılda bir ‘Pardon yanlış yapmışız’ deniliyor. Bu sebeple dünyada yapılan son araştırmaları takip etmek gerekiyor.

Ciddi bir araştırmacı, dünyadaki tüm gelişmeleri didik didik takip eden, işin ehli doktorlarla görüşen, öğrenen biri, yabancı dil bilmediğinden yabancı araştırmaları takip edemeyen, okulda öğrendiğiyle sınırlı kalıp, kendini geliştirmeyen bir öğrenciden çok daha fazla bilebiliyor. Benim için çok daha kıymetli oluyor.

Bunun dışında American Diabetes Association’ın bile diyabetiklere tavsiyeler bölümünde ‘Yemeklerinizden yağı azaltın’ diyip akıl almaz karbonhidrat oranları tavsiye etmesi insanı şaşırtıyor. (Tabiiki kanser ve diyabetin sağlık endüstrisine en çok para kazandıran hastalıklar olduğunu, işlenmiş unlu, ambalajlı gıdaların ne kadar büyük bir pazar payı olduğunu, eğitimin de devlet destekli bu çarkın bir parçası olduğunu unutmuyoruz )

Sağlıklı yağlar insülin seviyelerinin hızlıca yükselmesini engeller, tokluk hissi verir. İçi boş, vitamin değerinden yoksun pirinç, bulgur, makarna, ekmek gibi gıdalar — özellikle de yağsızsa — insülin seviyenizin hızlıca tavan yapmasına sebep olur. İnsan vücudu bu kadar yükü kaldıramaz. Ve bugün olduğu hale dönüşür. Yani şeker hastalığı salgın şeklinde yayılır. Tip 2 şeker hastalığı, 2000’li yıllardan sonra doğan her 3 kişiden 1’inde çıkacak kadar artar. Kimse de kendini ‘Ama beyaz un değil kepekli’ diye düşünerek kandırmasın. Yiyorsanız bilinki ikisi de vücudunuza fazlaca insülin salgılatır. Şeker hastası olan bir kişi mümkünse hiç yemesin. Sağlığının nasıl düzeldiğini, insülin iğnelerine nasıl gerek kalmadığını kısa süre içinde farkeder.

Demekki neymiş, yağın kötülendiği, paketli ürünlerin bolca tavsiye edildiği bu düzende biryerlerde hata yapıldığını kabul etmemiz gerekiyormuş.

Amerika, obezitenin en yaygın olduğu ülke ve yıllarca Low fat (az yağlı ), Fat Free (yağsız) ürünler pazarlandı. İnsanlar karbonhidrata yüklendikçe kan şekerleri iyice oynadı, doymak için daha çok yediler ve her geçen gün şişmanladık.

Diyetisyen listelerinde düşük yağlı, bol bisküvili besinler aldı başını gitti. Kimse yok, hayır demesin. Benim elimde bile kendime dair yazılmış bol simitli, bisküvili, tostlu menüler mevcut.

Bugün ülkenin her yanını üniversite sarmış, binlerce kişi her yıl diyetisyen olarak mezun oluyor. Kaçı ingilizce biliyor da dünyadaki araştırmaları takip ediyor? Ben 20 yıllık diyetisyenlerle konuştuğumda bile artık geçersiz olan neler duyuyorum neler. Bir menü yazılıyor, abartmıyorum, günde 5 ekmek tavsiye ediliyor. Ben de üniversiteye geri dönmeyi planlıyorum. Eğitimin, kendini geliştirmenin sonu yok.. Fakat okulda ne anlatılırsa anlatılsın, kesinlikle güvenilir araştırmaları takip edeceğimi biliyorum.

Günde 4 yumurta beyazı yiyorum dediğimde, ‘Hmm vücuduna aşırı protein yüklüyorsun, çok zararlı ‘ diyen Türkiye’nin en bilinmiş endrokrinologlarından biriyken, (Bir büyük yumurta beyazındaki protein yanlızca 3.6 gramdır !), gittiğim bir diyetisyen ise protein böbreklere zararlıdır diyebiliyor.

(Oysa araştırmalarda kanıtlandıki protein böbreklere zararlı değildir, sağlıklı böbreklere sahip kişinin tüketmesinde sakınca yoktur. Böbreklerinden hali hazırda hasta olanların dikkat etmesi gerekir)

Yani diyeceğim şudur ki batı tıbbına, verilen eğitime artık inancımız kalmıyor. En basitinden yumurta delisi bana senelerce ‘Az ye’ denirken, şimdi yanlış söylendiği kabul ediliyor. Yeni mezunların çoğu yabancı dil bilmiyor, dünyada aktif araştırmaları takip edemiyor. Ezberden herkese 1 kibrit kutusu peynir, 3 zeytin, 2 ekmek yazıveriyor. Oysa kilo vermek demek sağlıklı olmak demek anlamına gelmiyor. Öyle olsa çokça içilen sigara ve kahve tok tutarak zayıflatır dememiz, bunu tavsiye etmemiz gerekirdi. Bunun da ne kadar yanlış olduğunu biliyoruz.

Yani özetle ne yapıyoruz, doğal gıdalardan, sağlıklı yağlar ve kaliteli proteinden, mevsim sebzeleri, çiğ kuruyemiş ve tohumlardan şaşmıyoruz.

Bundan sonra dönem dönem sevdiğim ürünleri ve markaları, onları nereden bulduğumu da sizlerle paylaşıcam. Birçoğunu yurtdışından getirsem de kimbilir belki bu şekilde gören birilerinin ülkemize getirmesine de vesile olur.

Sevgiler

 

*Avokado * Dip Not —  Fotoğraf internetten alıntıdır.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

18 Yorum

  1. Aslınur

    Kasım 3, 2016 at 10:34 am

    Pınar hanım annem bugün diyetisyene gitmiş ve diyetisyen ona salatalara yağ dökmemesini,yemekleri pişirirken 2yemek kaşığıyla pişirmesini söylemiş.Beslenme konusunda inanılmaz bir kafa karışıklığı var ayrıca sizinde bahsettiğiniz gibi bir hayli niteliksiz diyetisyenler mevcut.Ben size bu konuda bizleri aydınlattığınız için çok teşekkür ederim

  2. Ayşe

    Ağustos 25, 2016 at 10:21 am

    Senii seviyoruzz guzell anne:) dogru yoldasiniz devam edin ilk hamileligim ve instagramda tesadüfen sizi gördüm sonra bu bloğa geldim severek takipteyim

  3. Ecem

    Mayıs 5, 2016 at 3:27 pm

    Pınar hanım verdiğiniz bilgilerin değerini okuyan araştıran artık hiçbir duyduğuna gözü kapalı inanmayan herkes biliyor meyve veren ağaç taslanirmis lütfen kendini bilmeyenlerin yorumlarına takılmayın bile. Malesef tam da dediğiniz gibi üzülerek kanser hastalığı için harcanan paranın da birileri için önemli olduğu bir carkin içindeyiz. Sizden 21 yaşında biri olarak omega3 ve d vitamini için ilaç tavsiyesi rica edebilir miyim? Tekrardan çok teşekkürler

  4. emel

    Nisan 23, 2016 at 4:10 pm

    Bilgiler yararlı.araştırmak,okumak ve faydalı bilgiyi ayrıştırarak sunabilmek beceri.kendi adıma teşekkur ederim.sevgiler

  5. Şeri

    Nisan 22, 2016 at 12:09 pm

    Araştırıp sentezleyip bizlerle paylaştığınız bilgilerin çok değerli olduğunu düşünüyorum. İyi ki varsınız çok teşekkürler.

  6. Eda

    Nisan 11, 2016 at 11:08 pm

    Merhabalar Pınar Hanım. Sizi severek takip ediyorum. Beslenme konusuna ilgim var. Bilirsiniz Taş Devri Diyeti adında bir kitap var Türkiye’de orada fındık yağı için sıcak yemeklerde kullanım için uygun deniyor sizin bu konudaki fikirleriniz nedir? Zeytinyağı ve tereyağı kadar iyi olmasa da kullanılabilir mi ısıya dayanıklılığı açısından? Tşkler

  7. Esin

    Nisan 7, 2016 at 12:16 pm

    Merhabalar Pınar Hanım,

    ileriki tarihlerde bir hafta içinde yediğiniz yiyecekleri, kısaca beslenme programınız bizlerle paylaşır mısınız? Ara öğünler, ekmek yerine yediğiniz yiyecekler. Çalışma temposu içinde özellikle sunabilieceğiniz, açlık krizlerini bastıran atıştırmalıklar vs gibi..

    Annem ve babam diyabet hastası. Ben de açlık krizleri ve hipoglisemi sorunu yaşıyorum. Elimden geldiğince dikkat ediyorum ama bazen ucu kaçıyor. Hayatımda hiç fazla kilo problemi yaşamadım ama şuan bozulmaya başlayan metobilizmamın sinyallerini hissediyorum yavaş yavaş. Dr gittiğimde ve gerekli testler yapıldığında hiçbir sorun görünmüyor ama ben bişeylerin ters gitmeye başladığını farkediyorum. Hastalığı engellemek adına önceden önlem almak istiyorum ve sizin tavsiyelerinizi ve tecrübelerinizi yakından takip ediyorum.

    Teşekkürler, Sevgiler.

  8. Neslihan

    Nisan 5, 2016 at 1:48 pm

    Merhaba pinar hanim,yazilariniz cok faydali oluyor tesekkur ederiz.reaktif hipoglisemi rahatsizligim var, beslenme onerileriniz nelerdir?

  9. kubra

    Nisan 4, 2016 at 10:17 pm

    Pinar hanim olumsuz yorumlardan dolayi paylasimlarinizi kesmeyin lutfen

    1. Pınar

      Nisan 5, 2016 at 11:16 am

      Pınar hn paylaşımlarınızı neredeyse hergün takip ediyorum.Yediklerimiz imkan dahilinde farklı bile olsa en azından sağlıklı beslenme bilincini olusturuyorsunuz,bu bilincle herkes yediklerini kendi imkanına göre ayarlayabilir.Siz menfaat gözetmeksizin,zaman ayırıp,emek verip paylasiyorsunuz.Sizler gibi insanlara ihtiyacimiz var.Yorum yapan arkadaş size ‘üstün inglizceniz’gibi bir tabir kullanmış.Önemsemediginizi biliyorum ama ben,iyi niyetinizin,cabanizin takdir edilmeyi gectim enazindan nezaketi hakettigini düşünüyorum.Farklı görüş bile olsa bu üslup hoş değil.

  10. özlem

    Nisan 4, 2016 at 12:39 pm

    Pınar hanım sizi sosyal medya aracılığı ile tanıdım. Gerçekten verdiğiniz bilgiler paha biçilmez. Bundan dolayı çok teşekkür ederiz. Bazı kısımlar sanırım sürekli eleştiri içinde oluyor hiç bakmayın meyve veren ağaç taşlanır. Ben sizin sayfanıza veya blogunuza baktığımda faydalı bilgiler paylaşıyorsunuz. İnsanlara faydalı olma amacı güdüyorsunuz. Faydalı olmak parayla olacak bişey değildir.
    Maddi durumunuz çok iyi olabilir ama bunun havasını hiç yapmıyorsunuz. Bundan dolayı takip ediliyorsunuz. Ayrıca es geçemeyeceğim çok iyi okullarda okudunuz. Bundan dolayı verdiğiniz bilgiler elbette ki referanslıdıe güvenilirdir.
    Herşey gönlünüze göre olsun.
    Sizleri takip etmeye devam ediyoruz:))

    1. Pınar

      Nisan 4, 2016 at 7:35 pm

      Cok naziksiniz. Guzel sozleriniz icin tesekkur ederim

  11. Nnnn

    Nisan 3, 2016 at 11:00 pm

    Pınar hanım, siz maalesef Türkiye’nin %1’lik bir kesiminde yaşıyorsunuz. Evet hepimiz biliyoruz ki sağlıklı yağ seçimi çok önemli ancak tanesi 8 liradan satılan avokadoyu ülkemizin yüzde kaçı rahatlıkla tüketebilecek bu soruyu kendinize bir sorun istiyorum. A bir de şunu söylemek istiyorum o bahsettiğiniz sağlıklı böbreğe aşırı protein (ancak bu 3 yumurta beyazı değil) fazla yük bindirerek zarar verebilme kapasitesine gerçekten sahip. Bir de lütfen rica ederim o üstün İngilizceniz ile protein-ürik asit-gut hastalığı ile ilgili de makaleleri okuyunuz. Elbetteki protein asla vazgeçemeyeceğimiz, asla az tüketmememiz gereken bir besin ögesi ama yine de yanlış mesajlar vermekten kaçınmanızda fayda var diye düşünüyorum. Beslenmede tek bir besin ögesi bir kesim için çok faydalı olabilirken bir kesim için çok zararlı olabilmektedir. O yüzden lütfen böyle genellemeli yazılarını kendinize saklayıp insanları da yanlış yönlendirmeyin.

    1. Pınar

      Nisan 4, 2016 at 10:01 am

      Saglikli yag birtek avokado degildir. Akilli telefona sahip olup internet paketiyle instagrama girebilecek kadar durumu olan kisiler tereyagi, zeytinyagi, tam yagli yogurt ve zeytin yiyebilirler diye dusunuyorum. Bobreklerle ilgili de referans olarak diyetisyen Ceren Yavuz’un yazisini gonderiyorum.

    2. Pınar

      Nisan 4, 2016 at 10:08 am

      … “Eger bu konuda kusku duyuyorsaniz Dunya Saglik orgutunun temel kilavuzlarindan birini acip ‘Fazla protein tuketimi saglikli bireylerde bobrek hastaligina sebep olmamaktadir’ ibaresini gorebilirsiniz. Yada nefreloji profesorlerini dinleyebilirsiniz… Not — Uzgunum, bu konuda tevazu gosteremeyecegim. Bu konu cok net ve yukarda yazdiklarim dogru. Eger bir daha ‘Fazla protein bobregi yorar, yada bobrek hastaligi yapar gibi ibareler gorurseniz, paylasanin egitimini ve arastirma kabiliyetini sorgulayin’ derim. ….

      1. Nilgun

        Haziran 2, 2016 at 8:04 pm

        Pinar hanim sizi tebrik ediyorum çok haklısınız. Bir hekim olarak cok takdir ettim olaya çok hakimsiniz.Piyasayı sarmış detox culardan o kadar farklisiniz ki. Yorum yazan birine gut ve ürik asit yüksekliğinin esas sebeblerinden birisi karbonhidratlardir.

  12. Meltem

    Nisan 3, 2016 at 10:49 pm

    Merhaba pinar hanim, beslenme konusunu American Diabetes Association dan daha iyi bildiginizi dusundurecek hangi besini tuketiyorsunuz acaba?

    1. Pınar

      Nisan 4, 2016 at 10:19 am

      Auto immune rahatsizligina sahip bir birey olarak asla ve asla 200-300 gram carb ve bunun 180 gramini islenmis, genetigiyle oynanmis grainlerden almiyorum mesela. Tavsiye edilenin aksine bol yag yiyorum. Sacma sapan insanlara itibar edicegime Dr. Bernstein gibi doktorlari takip ediyorum. Danisikli dovus, Amerika’da beslenme endustrisinin kimin elinde oldugu da belli, pazar payinin yuzde kacinin sekerli islenmis gidalardan olustugu da..Kimlerin American diabetes Association’a sponsor oldugu da. Sponsorlari sekerli kahvaltilik gevrek olan bir saglik kurulusu, karbonhidrat, bugday tuketmeyin der mi? Ben dunyanin en iyi arastirmacilarini doktorlarini gezicek, onlardan ogrenebilicek imkanlara sahibim. Ama bu herkes icin mumkun degil. Burada amac o kesime de fayda dokunmasi. Ozellikle tip 1 diyabetli cocuklarin aileleri onerilen yanlis beslenmeden dolayi cok cekiyorlar. Burada amac zayiflamak, fit guzel olmak degil. Biraz gozunuzu acip arastirmanizi tavsiye ederim. Bu cocuklar 40’li yaslarinda bu sebepten hasta oluyorlar. Ben de Turkiye’de diyabet egitiminden gectim ve yapilan yanlislari, anlatilan, ogretilen yanlis bilgileri agzim acik dinledim. Turkiye’nin en bilindik diyabet doktorlarindan biri de arastirmaya devlet tesvigi olmadigi icin Turkiye’de diyabet tedavisinin cok geri kaldigini bizzat kendi soyledi. Ben yurtdisindan edindigim cihazlari, bilgileri burada doktorlarla paylasiyorum. Turkiye’de kimsenin haberi yokken yanlizca insanlara yardim amacli tanitiyorum. Kisacasi yardimim dokunabilecek olana ogrendiklerimle yardim etmeye calisiyorum. Bunu dinleyip uygulamak size kalmis. Istemiyorsaniz, buyrun devam edin gunde bilmemkac tane ekmek yemeye. Cocugunuza da yedirin.Siz bilirsiniz.

Cevapla